İçeriğe geç
KarapapakTerekeme Türkleri Derneği

Destanlar (Dede Korkut vb.)

Kanlı Koca Oğlu Kan Turali

  • Okuma24 dakika
  • Kelime4.639
  • KaynakEski site, sayfa 56

Oğuz zamanında Kanglı Koca derlerdi bir gürbüz er var idi. Yetişmiş bir yiğit oğlu var idi, adına Kan Turalı derlerdi. Kanglı Koca der: Dostlar, babam öldü ben kaldım, yerim yurdunu tuttum, yarınki gün ben Öleceğim oğlum kalacak, bundan daha iyisi yoktur ki gözüm görürken oğul gel seni evlendireyim dedi. Oğlan der: Baba mademki beni evlendireyim diyorsun, bana layık kız nasıl olur? Kan Turalı der: Baba ben yerimden kalkmadan o kalkmış olmalı, ben kara koç atıma binmeden o binmiş olmalı, ben kanlı kafir eline varmadan o varmış bana baş getirmiş olmalı dedi. Kanglı Koca der: Oğul sen kız istemezmişsin, bir yiğit bahadır istermişsin, onun arkasında yiyesin içesin hoş geçesin.

Der: Evet canım baba öyle isterim, ya varasın bir cici bici türkmen kızını alasın, birdenbire kayayım üzerine düşeyim, karnı yırtılsın dedi. Kanglı Koca der: Oğul kız görmek senden, mal rızk vermek benden dedi. Böyle diyince yiğitler ejderhası Kan Turalı yerinden kalktı. Kırk yiğidini yanına aldı. İç Oğuz'u gördü, kız bulamadı. Çekildi geri döndü, evlerine geldi. Babası der: Oğul kız buldun mu? Kan Turalı der: Yıkılsın Oğuz elleri, bana yarar kız bulamadım baba dedi. Babası der: Hey oğul kız dileyip varan böyle varmaz. Kan Turalı der: Ya nasıl varır baba dedi. Kanglı Koca der: Oğul sabah varıp öğlen gelmek olmaz, öğlen varıp akşam gelmek olmaz, oğul sen mala dört elle sarıl, yığ, ben sana kız aramağa gideyim dedi.

Kanglı Koca sevine kıvana kalktı. Ak sakallı çok yaşlı ihtiyarları yanına aldı. Iç Oğuz'a girdi, kız bulamadı. Dolandı Dış Oğuz'a girdi, bulamadı. Dolandı Tırabuzan'a geldi. Meğer Tırabuzan tekürünün44 bir fevkalade güzel dilber kızı var idi. Sağına soluna iki çift yay çekerdi. Attığı ok yere düşmezdi. O kızın üç canavar kalınlığı kaftanlığı var idi. Kim o üç canavarı bastırsa yense öldürse kızımı ona veririm diye vad eylemişti. Bastıramasa başını keserdi. Böylelikle otuz iki kafir beyinin oğlunun başı burç bedeninde kesilip asılmıştı. O üç canavarın biri kükremiş aslan idi, biri kara boğa idi, biri de kara erkek deve idi. Bunların her birisi bir ejderha idi.

Bu otuz iki baş ki burçta asılmıştı, kükremiş aslan ile kara erkek devenin yüzünü görmemişlerdi, ancak boğa boynuzunda helak olmuşlardı. Kanglı Koca bu başları ve bu canavarları gördü, başında olan bit ayağına toplandı46.Der. Varayım oğluma doğru haber vereyim, hüneri var isa gelsin alsın, yoksa evdeki kıza razı olsun dedi. At ayağı çabuk ozan dili çevik olur. Kanglı Koca giderek geldi Oğuz'a çıktı. Kan Turalı'ya haber oldu, baban geldi dediler. Kırk yiğit ile babasına karşı vardı. Elini öptü. der: Canım baba bana yarar kız buldun mu? Der: Buldum oğul hünerin var ise dedi. Kan Turalı der: Altın akçe mi ister, katır deve mi ister? Babası der: Oğul hüner gerek hüner dedi.

Kan Turalı der: Baba yelesi kara cins atıma eyer vurayım, kanlı kafir eline akın edeyim, baş keseyim, kan dökeyim, kafire kan kusturayım, kul hizmetçi getireyim, hüner göstereyim. Kanlı Koca der: Hay canım oğul hüner dediğim o değil. O kız için üç canavar beslemişler. Kim ki o üç canavarı bastırır, o kızı ona verirler. Bastırıp öldürmese onun başını keserler burca asarlar. Kan Turalı der: Baba bu sözü sen bana dememeliydin, mademki dedin, elbette varmalıyım, başıma kakınç, yüzüme dokunç olmasın, kadın ana bey baba esen kalın dedi. Kanglı Koca der: Gördün mü ben bana nettim, oğlana korkunç haberler vereyim, belki gitmez döner dedi. Kanglı Koca burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş : Der: Oğul senin varacağın yerin Dolamaç dolamaç yolları olur Atlı batıp çıkamaz onun balçığı olur Alaca yılan sökemez onun ormanı olur Gök ile boy ölçüşen onun kalesi olur Göz Kakarak gönül alan onun güzeli olur Hay demeden baş getiren celladı olur Sırtında kalkan oynar yayası olur Yaman yerlere yeltendin geri dön Ak sakallı babanı ihtiyarcık olmuş ananı ağlatma dedi.

Kan Turalı kızdı, der: Ne söylüyorsun ne diyorsun canım baba Bu kadar işten korkan yiğit mi olur Alp ere korku vermek ayıp olur Dolamaç dolamaç yollarını Kadir kor ise geceleyin at sürüp geçeyim Atlı batıp çıkamaz onun balçığına kumlar döşeyeyim Alaca yılan sökemez ormanını Çakmak çakıp ateşe vereyim Gök ile boy ölçüşen kalelerini Kadir kor ise yapayım yıkayım Göz kakarak gönül alan güzelinin boynunu öpeyim Sırtında kalkan oynar yayasının Kadir kor ise başını keseyim Ya varayım ya varmayayım Ya geleyim ya gelmeyeyim Ya kara erkek devenin göğsü altında kalayım Ya boğanın boynuzuna ilişeyim Ya kükremiş aslanın pençesinde didileyim Ya varayım ya varmayayım Ya geleyim ya gelmeyeyim Yine görünceye kadar bey baba hatun ona esen kalın dedi.

Gördüler ki namus için durmuyor, dediler: Oğul uğurun açık olsun, sağ esen varıp gelesin dediler. Babasının anasının ellerini öptü. Kırk yiğidini yanına aldı. Yedi gün yedi gece at koşturdular. Kafirin hudut boyuna eriştiler, çadır diktiler. Koşucu atını koşturup Kan Turalı gürzünü göğe atıyor, inip yere düşmeden kavrıyor, tutuyor, Hey kırk eşim kırk arkadaşım Yüğrük olsa yarışsam Hak Taala inayet eylese Üç canavarı öldürsem Güzeller sultanı sarı elbiseli Selcen Hatunu alsam Babamın anamın evine dönsem Hey kırk eşim kırk arkadaşım Kırkınıza kurban olsun benim başım diye söylüyordu. Bunlar bu sözde iken meğer hanım teküre haber vardı. Oğuz'dan Kan Turalı derler bir yiğit var imiş, kızını istemeğe geliyor dediler.

Kafirler yedi ağaç yer karşı geldiler, neye geldiniz yiğit beyler dediler. Karşılıklı vermeğe almağa geldik dediler. İzzet hürmet eylediler. Ak çadır diktiler, alaca halı düşediler, ak koyun kestiler, yedi yıllık al şarap içirdiler. Alıp bunları teküre getirdiler. Tekür taht üzerinde oturmuştu. Yüz kafir gizlice giyimini giyinmişti. Yedi kat meydanı dolandı geldi. Meğer kız meydanda bir köşk yaptırmıştı. Bütün yanında olan kızlar al giymişlerde kendisi sarı giymişti, yukarıdan temaşa ediyordu. Kan Turalı geldi, kara şaykalı teküre selam verdi. Tekür selam aldı. Alaca halı döşediler. oturdu. Tekür der: Yiğit nereden geliyorsun? Kan Turalı yerinden kalkı verdi, sallana sallana yürüdü, ak alnını açtı, ak bileklerini sıvadı, dedi ki: Karşı yatan kara dağını aşmağa gelmişim Akıntılı suyunu geçmeğe gelmişim Dar eteğine geniş koltuğuna sığınmağa gelmişim Tanrı buyruğu ile Peygamber kavli ile Kızını almağa gelmişim dedi.

Tekür der: Bu yiğidin sözü hızlı, eğer elinde hüneri var ise. Tekür der: Bu yiğidi anadan doğma soyundurun. Soyundurdular. Kan Turalı altınlı ince keten bezini beline sardı. Kan Turalı'yı alıp meydana getirdiler. Kan Turalı cemal ve kemal sahibi idi. Oğuzda dört yiğit yüz örtüsü ile gezerdi. Biri Kan Turalı, biri Kara Çöğür ve oğlu Kırk Kınak ve boz aygırlı Beyrek. Kan Turalı yüz örtüsünü sıyırdı açtı. Kız köşkten bakıyordu, eli ayağı gevşedi, kedisi miyavladı, avsıl53 olmuş dana gibi ağzının suyu aktı. Yanındaki kızlara der: Hak Taala babamın gönlüne merhamet lütfetse de başlık kesip beni o yiğide verse, bunun gibi yiğit yazık olur ki canavarlar elinde helak olsun dedi.

Bu sırada demir zincirle boğayı getirdiler. Boğa dizini çöktü, boynuzu ile mermer taşı yuğurdu peynir gibi ditti. Kafirler der: Şimdi yiğidi atar, yıkar, yere serer, delik deşik eder. yıkılsın Oğuz etleri, kırk yiğit bir bey oğlu ile bir kızdan Ötürü ölmek ne oluyor dediler. Bunu işitince kırk yiğit ağlaştılar. Kan Turalı sağına baktı kırk yiğidini ağlar gördü, soluna baktı öyle gördü/Der: Hey kırk eşim kırk arkadaşım, niye ağlıyorsunuz, kolca kopuzumu getirin övün beni dedi. Burada kırk yiğit Kan Turalı'yı övmüşler, görelim hanımnasıl övmüşler: Der: Sultanım Kan Turalı Kalkarak yerinden doğrulmadın mi Yelesi kara cins atına binmedin mi Arku Beli Ala Dağı Anlayarak kuşlayarak aşmadın mı Babanın ak otağının eşiğinde Hizmetçiler inek sağar görmedin mi Boğa boğa dedikleri Kara inek buzağısı değil midir Alp yiğitler hasmından kaygılanır mı olur San elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar Kime baksa aşk ile ateşe yakar Kan Turalı sarı elbiseli kız aşkına bir hu dedi.

Bre boğanızı koyu verin gelsin dedi. Boğanın zincirini aldılar, salı verdiler. Boynuzu elmas mızrak gibi. Kan Turalı'nın üzerine hücum etti. Kan Turalı adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, boğanın olnına öyle bir yumruk vurdu ki boğayı kıçı üzerine çökertti. Alnına yumruğunu dayadı, sürdü meydanın başına çıkardı. Çok uğraştılar. Ne boğa yener, ne Kan Turzalı yener. Küt küt boğa solumağa başladı. Ağzı köpüklendi. Kan Turalı der: Bu dünyayı erenler akıl ile bulmuşlardır, bunun önünden sıçrayayım, ne hünerim var ise ardından göstereyim dedi. Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, boğanın önünden savuldu. Boğa boynuzu üzerine dikildi. Kuyruğundan üç kere kaJdırıp yere attı.

Kemikleri hurdahaş oldu. Bastı boğazladı. Bıçak çıkatıp derişini' yüzdü. Etini meydanda bırakarak derisini Tekür'ün önüne getirip der: Yarın sabah kızını bana veresin dedi. Tekür der: Bre kızı verin. şehirden sürün, çıksın gitsin dedi. Tekür'ün kardeşi oğlu var idi, der: Canavarların sultanı aslandır, onunla da oyun göstersin, kızı ondan sonra verelim dedi. Vardılar aslanı çıkardılar, meydana getirdiler. Aslan haykırdı, meydanda ne kadar at var ise kan kaşandı. Yiğitleri der: Boğadan kurtuldu, aslandan nasıl kurtulsun dediler, ağlaştılar. Kan Turalı yiğitlerini ağlar gördü, der: Bre alca kopuzumu ele alın beni övün, sarı elbiseli kız aşkına bir aslandan döneyim mi dedi.

Arkadaşları burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş: Der: Sultanım Kan Turalı Akça sazlar içinde san deriler görüp taylar basan Avın damarını delerek kanım emen Kara çelik öz kılıçtan dönmeyen Ak kirişli katı yaydan korkmayan Ak tüylü delici oktan çekinmeyen Canavarlar sultanı kükremiş aslan kıran54 Alaca köpek yavrusuna kendisini dalatır mı Alp yiğitler savaş günü hasmından kaygılanır mı dediler. San elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar Kime baksa aşk ile ateşe yakar San elbiseli kız aşkınaa bir hu dedi. Kan Turolı, bre katır aslanını koyu ver gelsin dedi. Kara çelik öz kılıcım yok ki kapıştığı zaman iki biçeydim, sana sığındım cömertler cömerdi gani Tanrı, medet dedi.

Aslanı koyu verdiler, sürdü geldi. Kan Turalı bir çoban keçesini eline doladı, aslanın pençesine sunu verdi. Adı güzel Muhammed'e salavat getirdi, aslanın alnını gözetip öyle bir yumruk vurdu ki, yumruk çenesine dokundu ufattı. Ensesinden tuttu belini yüzdü, sonra kaldırıp yere vurdu, hurdahaş oldu. Tekür'ün önüne geldi, dedi: Dost, kızını bana ver dedi. Tekür der: Kızı getirin verin, bu yiğidi gözüm gördü gönlüm sevdi, ister dursun ister gitsin dedi. Yine kardeşi oğlu der: Canavarların başı devedir, onunla da oyununu oynasın dedi, ondan sonra kızı verelim dedi. Tanrıdan inayet olunca beyin paşanın himmeti Kan Turalı'nın oldu. Tekür devenin ağzını yedi yerden bağlayın dedi.

Hasut kafirler bağladılar, yularını sıyırıp salı verdiler. Kan Turalı fırlar devenin koltuğundan girer, fırlar çıkar. Sarhoş yiğit hem iki canavarla savaşmıştı, kaydı düştü. Altı cellat ensesine geldiler, yalın kılıç tuttular. Burada arkadaşlar söylemiş, görelim hanım ne söylemiş : Kalkarak Kan Turalı yerinden doğruluverdin Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin Ela gözlü yiğitlerini yanına aldın Arku Beli Ala Dağı geceleyin aştın Akıntılı güzel suyunu geceleyin geçtin Kanlı kafir eline geceleyin girdin Kara- boğa geldiğinde hurdahaş eyledin Kükremiş aslan geldiğinde belini büktün Kara erkek deve geldiğinde niye geçtin^ Kara kara dağlardan haber aşar Kanlı kanlı sulardan haber geçer Kudretli Oğuz eline haber varır Kanglı Koca oğlu .Kan Turalı netmiş derler Kara boğa geldiğinde kıpırdatmamış Kükremiş aslan geldiğinde belini bükmüş Kara erkek deve geldiğinde niye geçmiş derler Büyük küçük kalmaz söz eder Yaşlı kadın erkek dedikodu eder Ak sakallı baban dertli olur îhtiyarcık olmuş anan kan yaş döker Hanım kalkarak yerinden doğrulmazsan Altı cellat ensende yalın kılıç tutar Birdenbire güzel basını keser Aşağıdan yukarı bakmaz mısın Karşına alaca kaz geldi şahinini atmaz mısın Sarı elbiseli Selcen Hatun işaret eder görmez misin Seni deve burnundan perişan olur dediler bilmez misin Son elbiseli Selcen Hatun köşkten bakar Kime baksa aşk ile ateşe yakar Sarı elbiseli kız aşkına bir hu dedi.

Kan Turalı ayağa kalktı. Der: Bre ben bu devenin burnuna yapışınca o kız sözü île yapıştı derler, yarın Oğuz eline haber varır, deve elinde kalmıştı kız kurtardı derler, bre kolca kopuzumu çalın övün beni, yaradan kadir Tanrı'ya sığındım, bir erkek deveden döneyim mi, inşallah bunun da başını keseyim, dedi. Vay göz açıp gördüğüm Gönül verip sevdiğim Vay al duvağımın sahibi Vay alnımın başımın umudu Han Beyrek diye ağladı. Babasına anasına haber oldu, apalaca yurduna feryat figan girdi, ak çıkardılar, kara giydiler. Kudretli Oğuz Beyleri Beyrek'ten ümit kestiler. Yalancı oğlu Yaltacuk küçük düğününü yaptı büyük düğününe mühlet koydu. Beyreğin babası Pay Püre Bey de bezirganlarını çağırdı yanına getirdi, der: Bre bezirganlar varın, iklim iklim arayın.

Beyreğin ölüsü dirisi haberini getirirsiniz belki der. Bezirganlar hazırlık gördüler. Gece gündüz demeyip yürüdüler. Birdenbire Parasarın Bayburt Hisarına geldiler. Meğer o gün kafirlerin mukaddes günleri idi. Her biri yemekte içmekte idi. Beyreği de getirip kopuz çaldırıyorlardı. Beyrek yüce çardaktan baktı bezirganları gördü. Bunları gördüğünde haberleşti, görelim hanım ne haberleşti: Der: Düz engin havadar yerden gelen kervancı Bey babamın kadın anamın hediyesi kervancı Ayağı uzun koç ata binen kervancı Ünümü anla sözümü dinle kemancı Ulaş oğlu Salur Kazan'ı sorar olsam sağ mı kervancı Kudretli Oğuz içinde Kıyan Selçük oğlu Deli Dündarı sorar olsam sağ mı kervancı Kara Göne oğlu Kara Budağı sorar olsam sağ mı kervancı Ak sakallı babamı Ak bürçekli anamı sorar olsam sağ mı kervancı Göz açıp da gördüğüm Gönül ile sevdiğim Pay Piçen kızı Banu Çiçek evde mi kervancı Yoksa kimseye vardı mı kervancı Söyle bana Kara başım kurban olsun kervancı sana dedi.

Bezirganlar der: Sağ mısın esen misin canım Bamsı On altı yılın hasreti hanım bamsı Kudretli Oğuz içinde Kazan Beyi sorar olsan sağdır Bamsı Kıyan Selçuk oğlu Deli Dündar'ı sorar olsan sağdır Bamsı. Kara Göne oğlu Budağı sorar olsan sağdır Bamsı O beyler ak çıkardı kara giydi senin için Bamsı Ak sakallı babanı Ak bürçekli ananı sorar olsan sağdır Bamsı Ak çıkarıp kara giydiler senin için Bamsı Yedi kız kardeşini yedi yol ayırımında ağlar gördüm Bamsı Güz elması gibi al yanaklarını yırtar gördüm Bamsı Vardı gelmez kardeş diye feryad eder gördüm Bamsı Göz açıp da gördüğün Gönül verip sevdiğin Pay Piçen kızı Banu Çiçek Küçük düğününü yaptı büyük düğününe mühlet koydu Yalancı oğlu Yaltacuğa varır gördüm Han Beyrek Parasarın Bayburt Hisarından uçmağa bak Ap alaca gerdeğine gelmeğe bak Gelmez olsan Pay Piçen kızı Banu Çiçeği aldırdın belli bil dedi.

Beyrek kalktı, ağlaya ağlaya kırk yiğidin yanına geldi. Kaba sarığı kaldırdı yere çaldı, der: Hey benim kırk arkadaşım, biliyor musunuz neler oldu? Yalancı oğlu Yaltacuk benim ölüm haberini iletmiş, penceresi altın otağına babamın figan girmiş, kaza benzer kızı gelini ak çıkarmış kara giymiş, göz açıp da gördüğüm, gönül verip sevdiğim Banu Çiçek Yalancı oğlu Yaltacuğa varır olmuş. Böyle diyince kırk yiğidi kaba sarıklarını kaldırdılar yere çaldılar, böğüre böğüre ağlaştılar, feryat figan kıldılar. Meğer kafir beyinin bir bekar kızı var idi. Her gün Seyreği görmeğe getirdi. O gün yine görmeğe geldi. Baktı gördü Beyrek müteessir olmuş. Kız der: Niçin müteessirsin hanım yiğit?

Geldikçe seni şen görürdüm, gülerdin oynardın, şimdi noldun dedi. Beyrek der: Nasıl müteessir olmayayım? On altı yıldır ki babanın esiriyim, babaya anaya, akrabaya kardeşe hasretim ve hem bir kara gözlü yavuklum var idi. Yalancı oğlu Yaltacuk derler bir kişi var idi. Varmış yalan söylemiş, beni öldü demiş, ona varır olmuş dedi. Böyle söyleyince kız -Beyreğe aşık olmuştu- der: Eğer seni hisardan aşağı urgan ile sallandıracak olursam, babana anana sağlık ile varacak olursan beni burada gelip helallığa alır mısın dedi. Beyrek and içti: Kılıcıma doğranayım, okuma saplanayım, yer gibi kertmeyim, toprak gibi savrulayım. sağlık ile varacak olursam Oğuz'a gelip seni helallığa olmazsam dedi.

Kız da urgan getirip Beyreği hisardan aşağı sallandırdı. Beyrek aşağı baktı kendisini yeryüzünde gördü. Allah'a şükreyledi, yola düştü. Giderek kafirin at sürüsüne geldi. Bir at bulursam tutayım bineyim dedi. Baktı gördü kendisinin deniz tayı boz aygırı burada otlayıp duruyor. Boz aygır da Beyreği görüp tanıdı, iki ayağının üzerine kalktı kişnedi. Beyrek de övmüş, görelim hanım nasıl övmüş: Der : Açık açık meydana benzer senin alıncığın İki gece ışık saçan tasa benzer senin gözceğizin İbrişime benzer senin yeleciğin İki çift kardeşe benzer senin kulacığın Eri muradına yetiştirir senin arkacığın At demem sana kardeş derim kardeşimden daha iyi Başıma iş geldi arkadaş derim arkadaşımdan daha iyi dedi.

At başını yukarı tuttu, bir kulağını kaldırdı Beyreye karşı geldi. Beyrek atın göğsünü kucakladı, iki gözünü öptü. Sıçradı bindi, hisarın kapısına geldi. Otuz dokuz arkadaşım emanet etti, görelim hanım nasıl emanet etti: Beyrek der: Bre pis dinli kafir Benim ağzıma söğüp duruyordun tahammül edemedim Kara domuz etinden yahni yedirdin tahammül edemedim Tanrı bana yol verdi gider oldum bre kafir Otuz dokuz yiğidimin emaneti bre kafir Birini eksik bulsam yerine on öldüreyim Onunu eksik bulsam yerine yüzünü Öldüreyim bre kafir Otuz dokuz yiğidimin emaneti bre kafir dedi. sonra tuttu yürüyü verdi. Kırk kişi kafirler atlandılar, ardına düştüler. Kovalayıp gittiler yetişemediler döndüler.

Beyrek Oğuz'a geldi. Baktı gördü bir ozan gidiyor. Der: Bre ozan nereye gidiyorsun? Ozan der: Bey yiğit düğüne gidiyorum. Beyrek der: Düğün kimin? Yalancı oğlu Yaltacuğun dedi. Bre kimin nesini alıyor dedi. Ozan der: Han Beyreğin adaklısını alıyor dedi. Beyrek der: Bre ozan kopuzunu bana ver atımı sana vereyim, sakla, geleyim değerini getireyim alayım dedi. Ozan der: Avazım kısılmadan, sesim kalınlaşmadan bir attır elime geçti, götüreyim saklayayım dedi. Ozan kopuzu Beyreğe verdi. Beyrek kopuzu aldı, babasının yurduna yakın geldi. Baktı gördü ki bir kaç çobanlar yolun kenarını almışlar ağlıyorlar, hem durmayıp taş yığıyorlar. Beyrek der: Bre çobanlar, bir kişi yolda taş bulsa yabana atar, siz bu yolda bu taşı niçin yığıyorsunuz?

Çobanlar der: Bre sen seni bilirsin, bizim halimizden haberin yok dediler. Bre ne haliniz vardır? Çobanlar der: Beyimizin bir oğlu var idi, on altı yıldır ki ölüsü dirisi haberini kimse bilmez. Yalancı oğlu Yaltacuk derler, ölüsü haberini getirdi, adaklısını ona verir oldular, gelir burdan geçer, vuralım onu, ona varmasın, eşine dengine varsın dediler. Beyrek der: Bre yüzünüz ak olsun, ağanızın ekmeği size helal olsun dedi. Oradan babasının yurduna geldi. Meğer evlerinin önünde bir büyük ağaç var idi. Dibinde bir güzel pınar var idi. Beyrek baktı gördü kim küçük kız kardeşi pınardan su almağa geliyor, kardeş Beyrek diye ağlıyor feryat ediyor, toyun düğünün kara oldu diye ağlıyor.

Beyreğe müthiş ayrılık acısı çöktü, dayanmadı. boncuk boncuk gözünün yaşı akıp gitti. Çağırarak burada söyler, görelim hanım ne söyler: Beyrek der: Bre kız ne ağlıyorsun ne bağırıyorsun ağabey diye Yandı bağrım yakıldı içim Senin ağabeyin yok mu olmuştur Yüreğine kaynar yağlar mı dökülmüştür Kara bağrın mı sarsılmıştır Ağabey diye ne ağlıyorsun ne bağırıyorsun Yandı bağrım yakıldı içim Karşı yatan kara dağı sorar olsam yaylak kimin Soğuk soğuk sularını sorar olsam içme kimin Tavla tavla koç atları sorar olsam binek kimin Katar katar develeri sorar olsam yük taşıyıcı kimin Ağıllarda akça koyunu sorar olsam şölen kimin Karalı mavili otağı sorar olsam gölge kimin Ağız dilden kız işi haber bana Kara başım kurban olsun bugün sana dedi.

Kız der: Çalma ozan söyleme ozan Yaslı ben kızın nesine gerek Karşı yatan kara dağı sorar olsan Ağabeyim Beyreğin yaylası idi Ağabeyim Beyrek gideli yaylayanım yok Soğuk soğuk sularını sorar olsan Ağabeyim Beyreğin içmesi idi Ağabeyim Beyrek gideli içenim yok Tavla tavla koç atları sorar olsan Ağabeyim Beyreğin bineği idi Ağabeyim Beyrek gideli binenim yok Katar katar develeri sorar olsan Ağabeyim Beyreğin yük taşıyıcısı idi Ağabeyim Beyrek gideli yükleyenim yok Ağıllarda akça koyunu sorar olsan Ağabeyim Beyreğin şöleniydi Ağabeyim Beyrek gideli şölenim yok Karalı mavili otağı sorar olsan Ağabeyim Beyreğindir Ağabeyim Beyrek gideli göçenim yok Yine kız der.

Bre ozan Karşı yatan kara dağdan geldiğinde geçtiğinde Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı Taşkın taşkın suları aşıp geldiğinde geçtiğinde Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı Ağır adlı şehirlerden geldiğinde geçtiğinde Beyrek adlı bir yiğide rastlamadın mı Bre ozan gördün ise söyle bana Kara başım kurban olsun ozan sana dedi. Kız gene der: Karşı yatan kara dağım yıkılmıştır Ozan senin haberin yok Gölgeli koca ağacım kesilmiştir Ozan senin haberin yok Dünyalıkta bir kardeşim alınmıştır Ozan senin haberin yok Çalma ozan söyleme ozan Yaslı ben kızın nesine gerek ozan önünde düğün var düğüne varıp öt dedi. Seyrek bundan geçti, büyük kız kardeşlerinin yanına geldi.

Baktı gördü kız kardeşleri karalı mavili oturuyorlar. Çağırıp Beyrek söyler, görelim hanım ne söyler: Der: Sabah sabah yerinden kalkan kızlar Ak otağı bırakıp kara otağa giren kızlar Ak çıkarıp kara giyen kızlar Bağır gibi katılaşan yoğurttan ne var Kara saç altında kül ekmeğinden ne var Deri yaygıda ekmekten ne var Üç gündür yoldan geldim doyuran beni Üç güne varmasın Allah sevindirsin sizi dedi. Kızlar vardılar yemek getirdiler, Beyreğin karnını doyurdular. Beyrek der: Ağabeyinizin başı ve gözü sadakası eski kaftanınız var ise giyeyim düğüne varayım, düğünde elime kaftan verirler, tekrar kaftanınızı geri vereyim dedi. Vardılar, Beyreğin kaftanı var imiş, buna verdiler.

Aldı giydi, boyu boyura, beli beline, kolu koluna yakıştı. Büyük kız kardeşi bunu Beyreğe benzetti, kara süzme gözleri kan yaş doldu. Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş : Kara sürme gözlerin fersizleşmeseydi Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana Yüzünü kara saç örtmeseydi Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana Sağlam sağlam bileklerin solmasaydı Ağabeyim Beyrek diyeydim ozan sana Sallana sallana yürüyüşünden Aslan gibi duruşundan Darda kalmış yiğidin arkası Zavallının biçarenin ümidi Bayındır Han'ın güveyisi Yırtıcı kuşun yavrusu Türkistanın direği Amıt suyunun aslanı Karacuğun kaplanı Yağız al atın sahibi Han Uruz'un babası Hanım Kazan Ünümü anla sözümü dinle Sabah sabah kalkmışsın Ak ormana girmişsin Ak kavağın budağından sallayarak geçmişsin Can yaycığını eğmişsin Okcağızını kurmuşsun Adını gelin odası koymuşsun Sağda oturan sağ beyler Sol kolda oturan sol beyler Eşikteki inançlılar Dipte oturan has beyler Kutlu olsun devletiniz dedi.

Böyle söyleyince Kazan Bey der: Bre deli ozan benden ne dilersin, çadırlı otağ mı dilersin, kul hizmetçi mi dilersin, altın akçe mi dilersin, vereyim dedi. Beyrek der: Sultanım beni bıraksan da şölen yemeğinin yanına varsam, karnım açtır, doyursam dedi. Kazan der: Deli ozan devletini tepti, beyler bugünkü beyliğim bunun olsun, bırakın nereye giderse gitsin, neylerse eylesin dedi. Beyrek şölen yemeğinin üzerine geldi. Karnını doyurduktan sonra kazanları tepti, döktü, çevirdi. Yahninin kimini sağma, kimini soluna atar. Sağdan gideni sağ alır, soldan gideni sol alır. Haklıya hakkı değsin, haksıza yüzü karalığı değsin. Kazan Bey'e haber oldu, sultanım deli ozan hep yemeği döktü dediler, şimdi kadınların yanına varmak istiyor.

Kazan der: Bre bırakın kadınların yanına da varsın dedi. Beyrek kalktı, kadınların yanına vardı Zurnacıları kovdu, davulcuları kovdu, kimini dövdü, kiminin başını yardı. Kadınların oturduğu otağa geldi, eşiğini uttu oturdu. Bunu gördü Kazan Bey'in hatunu boyu uzun Burla kızdı, der: Bre kavat oğlu deli kavat, sana düşer mi teklifsizce benim üzerime gelesin dedi. Beyrek der: Hamın. Kazan Bey'den bana buyruk oldu. bana kimse karışamaz dedi. Burla Hatun der: Bre madem ki Kazan Bey'den buyruk olmuştur, bırakırı otursun dedi. Yine döndü Seyreğe der: Bre deli ozan peki maksadın nedir? Der: Hanım maksadım odur ki kocaya varan kız kalksın oynasın, ben kopuz çalayım dedi.

Kısırca Yenge derler bir hatun var idi, ona dediler: Bre Kısırca Yenge kalk sen oyna. ne bilir deli ozan dediler. Kısırca Yenge kalktı, der: Bre deli ozan kocaya varan kız benim dedi. oynamağa başladı. Beyrek kopuz çaldı söyledi, görelim hanım ne söyledi : Der: And içmişim kısır kısrağa bindiğim yok Binip mukaddes savaşlara vardığım yok öküz ardında çobanlar sana bakar Boncuk boncuk gözlerinin yaşı akar Sen onların yanına var Muradını onlar verir belli bil Seninle benim işim yok Kocaya varan kız kalksın Kol sallayıp oynasın Ben kopuz çalayım dedi. Kısırca Yenge, vay bu zeval gelecek deli beni görmüş gibi söylüyor, dedi, vardı yerinde oturdu. Bu sefer Boğazca Fatma derler bir hatun var idi. kalk sen oyna dediler.

Kızın kaftanını giydi, çal bre deli ozan, kocaya varan kız benim, oynayayım dedi. Deli ozan der: And içeyim bu sefer boğaz33 kısrağa bindiğim yok Binip mukaddes savaşlara vardığım yok Evinizin ardı derecik değil miydi Köpeğinizin adı Barak değil miydi Senin adın kırk oynaşlı Boğazca Fatma değil miydi Daha aybını açarım belli bil dedi. Seninle benim oyunum yok Var yerine otur Kocaya varan yerinden kalksın Ben kopuz çalayım Kol sallayıp oynasın dedi. Böyle söyleyince Boğazca Fatma der: Vay deli boğmaca çıkaracak olanca aybımızı kalktı, kalk kız, oynarsan oyna, oynamazsan cehennemde oyna, Beyrek'ten sonra başına bu hal geleceğini biliyorduk dedi. Burla Hatun der: Kız kalk oyna, elinden ne gelir dedi.

Banu Çiçek kırmızı kaftanını giydi, ellerini yenine çekti gözükmesin diye, oyuna girdi, dedi. Bre deli ozan çal. kocaya varan kız benim, oynayayım dedi. Beyrek der: Ben bu yerden gideli deli olmuş Pek çok beyaz karlar yağmış dize çıkmış Han kızının evinde kut, halayık tükenmiş Maşrapa almış suya varmış Bileğinden on parmağını soğuk almış Kızıl altın getirin han kızına tırnak yontun Ayıplıca han kızı kocaya varmak ayıp olur dedi. Banu işitince Banu Çiçek kızdı: Bre deli ozan ben ayıplı mıyım ki, bana ayıp koşuyorsun dedi, gümüş gibi ak bileğini açtı, elini çıkardı. Beyreğin geçirdiği yüzük göründü. Beyrek yüzüğü tanıdı. Burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş: Beyrek gideli bam bam tepe başına çıktığım çok Kargı gibi kara saçımı yolduğum çok Güz elması gibi al yanağımı yırttığım çok Vardı gelmez bey yiğidim han yiğidim Beyrek diye ağladığım çok Seviştiğim Bamsı Beyrek sen değilsin Altın yüzük senin değildir Altın yüzükte çok nişan vardır Altın yüzüğü istiyorsan nişanını söyle dedi.

Beyrek der: Sabah sabah hankızı yerimden kalkmadım mı Boz aygırın beline binmedim mi Senin evinin üzerine yabani geyik yıkmadım mı Sen beni yanına çağırmadın mı Seninle meydanda at koşturmadık mı Senin atını benim atım geçmedi mi Ok atınca ben senin okunu geride bırakmadım mı Güreşte ben seni yenmedim mi Üç öpüp bir ısırıp Altın yüzüğü parmağına geçirmedim mi Seviştiğin Bamsı Beyrek ben değil miyim dedi. Böyle diyince, kız tanıdı bildi ki Beyrek'tir, cübbesi ile çuhası ile Beyreğin ayağına kapandı. Beyreğe dadılar kaftan giydirip donattılar. Hemen kız sıçradı ata bindi. Beyreğin babasına anasına müjdeye koşturup gitti. Kız der: Halka halka kara dağın yıkılmıştı yüceldi ahir Kanlı kanlı suların çekilmişti çağladı ahir Koca ağacın kurumuştu yeşerdi ahir Yiğit atın ihtiyarlamıştı tay verdi ahir Kıvıl develerin ihtiyarlamıştı yavru verdi ahir Ak koyunun ihtiyarlamıştı kuzu verdi ahir On altı yıllık hasretin oğulun Beyrek geldi ahir Kayın baba kaynana müjde bana ne verirsiniz dedi.

Beyreğin babası anası der: Dilin için öleyim gelinciğim Yoluna kurban olayım gelinciğim Yalan ise bu sözlerin gerçek olsun gelinciğim Sağ esen çıkıp gelse Karşı yatan kara dağlar sana yaylak olsun Soğuk soğuk suları sana içme olsun Kulum halayığım sana cariye olsun Yiğit atlarım sana binek olsun Katar katar develerim sana yük taşıyıcı olsun Ağıllarda akça koyunum sana şölen olsun Altın akçem sana harçlık olsun Penceresi altın otağım sana gölge olsun Kara başım kurban olsun sana gelinciğim dedi. Bu sırada beyler Beyreği getirdiler. Kazan Bey der: Müjde Pay Püre Bey oğlun geldi dedi. Pay Püre Bey der: Oğlum olduğunu şundan bileyim, serçe parmağını kanatsın, kanını mendile silsin, gözüme süreyim, açılacak olursa oğlum Beyrek'tir dedi.

Zira ağlamaktan gözleri görmez olmuştu. Mendili gözüne sürünce Allah Taala'nın kudreti ile gözü açıldı. Babası anası feryat ettiler. Beyreğin ayağına kapandılar. der: Penceresi altın otağımın kabzası oğul Kaza benzer kızımın gelinimin çiçeği oğul Görür gözümün aydını oğul Tutar belimin kuvveti oğul Kudretli Oğuz imrenileni canım oğul diyerek çok ağladı, Allah'ına şükürler eyledi. Yalancı oğlu Yaltacuk bunu işitti. Seyreğin Korkusundan kaçtı kendini Dana Sazına attı. Beyrek ardına düştü, kovalaya kovalaya saza düşürdü. Beyrek der: Bre ateş getirin. Getirdiler, sazı ateşe verdiler. Yaltacuk gördü ki yanıyor, sazdan çıktı Beyreğin ayağına kapandı, kılıcı altından geçti Beyrek de suçundan geçti.

Kazan Bey der: Gel muradına eriş. Beyrek der: Arkadaşlarımı çıkarmayınca, hisarı almayınca murada erişmem dedi. Kazan Bey, Oğuz'una beni seven binsin dedi. Kudretli Oğuz beyleri atlandılar, Bayburt Hisarı'na dört nala yetiştiler. Kafirler de bunları karşıladılar. Kudretli Oğuz beyleri arı sudan abdest aldılar, ak alınlarını yere kodular, iki rekat namaz kıldılar. Adı güzel Muhammedi yad ettiler. Gümbür gümbür davullar dövüldü. Bir kıyamet savaş oldu, meydan dolu baş oldu. Şöklü Melik'i böğürderek Kazan Bey attan yere düşürdü. Kara Tekürü Deli Dündar kılıçladı yere düşürdü. Kara Arslan Meliki Kara Budak yere düşürdü. Derelerde kafire kırgın girdi. Yedi kafir beyi kılıçtan geçti.

Beyrek, Yigenek, Kazan Bey, Kara Budak. Deli Dündar, Kazan oğlu Uruz Bey bunlar kaleye yürüyüş ettiler. Beyrek otuz dokuz yiğidinin üzerine geldi, onları sağ ve esen gördü. Allah'a şükreyledi. Kafirin kilisesini yıktılar, yerine mescit yaptılar. Keşişlerini öldürdüler. Ezan okuttular, aziz Tanrı adına hutbe okuttular. Kusun, alaca kanını, kumaşın temizini, kızın güzelini, dokuz katlı işlenmiş süsler elbise, cübbe hanlar hanı Bayındır'a hisse çıkardılar. Pay Püre Bey'in oğlancığı Beyrek, melikin kızını aldı, ak evine ak otağına geri döndü, düğüne başladı. Bu kırk yiğidin bir kaçına Han Kazan, bir kaçına Bayındır Han kızlar verdiler. Beyrek de yedi kız kardeşini yedi yiğide verdi.

Kırk yerde otağ dikti. Otuz dokuz kız talihli talihine birer ok attı. Otuz dokuz yiğit okunun ardınca gitti. Kırk gün kırk gece toy düğün eylediler. Beyrek yiğitleri ile murat verdi, murat aldı. Dedem Korkut geldi, neşeli havalar çaldı, destan söyledi deyiş dedi. gazi erenler başına ne geldiğini söyledi, bu Oğuzname Beyreğin olsun dedi. Dua edeyim hanım: Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli koca ağacın kesilmesin. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. Ak bürçekli ananın yeri cennet olsun. Oğul ile kardeşten ayırmasın. Ahir vaktinde arı imandan ayırmasın. Amin amin diyenler Tanrı'nın yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı adı güzel Muhammet Mustafa'nın yüzü suyuna bağışlasın hanım hey!.