Edebiyat ve anlatı
Kafkasyada Dinmeyen Acı 4.bölüm
01Kafkasya da Dinmeyen Acı
02...dördüncü Bölüm.....
Hasan Ağa,her zaman yaptığı gibi o gün de sabah erken saatlerde,en sevdiği kısrağın üstüne atlayıp uçsuz bucaksız toprakları üzerinde geziyor,her gittiği yerdede saygı ve ikramla karşılanıyordu.Bu topraklar vatan toprağıydı.bu tarlalar,bağlar,bahçeler onundu.Kendisinden sonrada çocuklarının torunlarının olacaktı.Gezintiye çıkmadığı zamanlarda verandasında oturur,Kerem ağa yı düşünürdü.öte yanda o günlerde tuhaf şeyler oluyordu.Aynı mahallenin çocukları bile sudan sebeplerle kavga eder hale gelmişlerdi. dünün can ciğer komşuları ,dostları o günlerde düşman olmuşlardı.Ortalık düşmanlık,kin,nefret cirit atıyordu.Dışarıdan gelen ERMENİ ve YAHUDİLER müslüman olmayan gürcülerle işbirliği yaparak sokaklarda olaylar çıkartılıyor,otlukları samanlıkları yakıyorlar,halkı birbirine
kırdırıyorlardı.Türklerin hayvanlarını öldürüp ermeniler yaptı diyen gürcüler vardı.Ermneilere zarar verenler ise Türkler yaptı diyerek ortalığı karıştırıyorlardı.
Hasan ağa dalgın dalgın bunları düşünürken,elbisesinin belini gümüş kemerle sıkılmış,kalın telli,gür kumral saçlı,mavi ipek başörtüsüyle bal rengi gözlü karısı Mihriban hanım yanına geldi.Yüzünde sevgiyle karışık saygı vardı.elini kocasının omuzuna koydu.2 yıla yaklaşan güzel bir evlilikleri vardı.Mihriban hanım kocasının en yakın arkadası,sırdaşı,yardımcısı olmuştu.Bu soylu kadın,son derece olumsuz ve üzücü olaylar karşısında bile metanetini kaybetmezdi.
Hasan ağa ayağa kalktı.Mihriban hanımın çenesinden tutup,yüzünü kendisine yaklaştırdı.eşine sarıldı.İkiside birbirinin düşüncelerini okumuşcasına birbirlerinin hayalni bozmamışlardı.
1860 sıcak bir yaz günü Ahıska,Ardahan,Çıldır,Ahılkelek Rus işgali altındaydı.1827-1828 OSMANLI-RUS savaşının üzerinden otuz yıl,1857-1858 savasının üzerindende iki yıl gecmişti.Fakat savas hali devam ediyordu.Ruslar Sinop ta Osmanlı savaş gemilerini yakmış osmanlı devletine büyük darbe vurmuştu.KAFKAS halkı büyük tedirginlik içindeydi.Çünkü;kafkasya nın yerüstü ve yeraltı zenginlikleri inanılmayacak kadar çoktu.Maden ve petrol yatakları bölgenin sahip olduğu jeopolitik durum,RUSYA nın geleceği için çok önemliydi.Bu topraklar bir kez daha kanlı savasın eşiğindeydi.
Bu savaşlarda KARS ve çevresindeki halkın gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle bu şehrimize 1855 savaşında GAZİLİK madalyası verilmiştir. o yörenin insanları kırk yılı aşkın yıl RUS işgali altında kalması,osmanlı rus savaslarında büyük kahramanlıklar göstermesine rağmen yerel yönetimler tarafından ilgi gösterilmemiştir.
Hasan Ağa eline aldığı bir avuç toprağı koklarken yaradana şükrediyordu.ürünler en iyi onun tarlasında yetişirdi.Hasan ağa çok çocuk istiyordu. eşi Mihriban hanımın doğumunada az kalmıştı.Ayağa kalktığında gördüki;bir atlı dört nala kendisine doğru geliyordu.Bu gelen çiftliğin kahyası Celil di. Celil otuz yaşlarında uzun boylu,korkusuz bir insandı.Atından inerek soluklandı.^^Beyim dedi,müjde bir oğlunuz oldu.^^ Hasan ağa çok sevinmişti. sevincini gizlemeye çalıştısada basaramamıştı.müjdeyi getiren celile 5 altın verdi.Çocuğun ebe si BETSİ idi.Celilinde karısıydı.Betsi,ermeni asıllı bir ailenin kızıydı.Celil ve Betsi hizmette kusur etmezlerdi,çok yetenekliydiler.
Doğumdan kırk gün sonra kafkas türkleri adetince bebeğe BALA TOYU yapılarak ad verilecekti.ziyafet ve toy için bütün hazırlıklar tatlı bir telaş içinde sevinçle en güzel şekilde hazırlanmıştı.İmam efendinin duayla çocuğun kulağına okumasıyla bebeğe HÜSEYİN adı verildi.Birkaç yıl sonra Mihriban hanım diğer cocuklarınıda dünyaya getirmişti.Hasan ağa nın böylelikle 7 erkek evladı olmuştu.hepsi birbirinden yetenekli,cesur ve mert ti. Celil kahya küçüklüklerinden baslayarak çocuklara silah kullanmayı,at binmeyi,kılıç kullanmayı ve yakın döğüşü öğretmiş,mecbur kalmadıkçada döğüşmemeleri gerektiğinide belletmişti.Celil kahya kendiside mert,cesur korkusuzdu kale gibi adamdı.temiz ve düzgün giyinirdi.dakik ve pratikti,durmadan saate bakar her işini zamanında yapardı.
Hasan Ağa nın büyük oğlu Hüseyin babası gibi çiftliği seçmiş,Mürsel ise KAFKAS İSLAM ALAYLARINDA filinta gibi bir subay olmuştu.Dedekorkut zabit mektebine gidiyordu.Diğer kardeslerde eğitime devam ediyorlardı............
Haftaya 5. bölüm